Ozbi
Bu Nasıl Sevda? (Live)
Bahara söyle güneş toplasın, sabaha kalmaz yanındayım…

Korkularımı anlatacağım ilk önce:
Dizimin kanadığı ilk günü; sevmeye yeltendiğim ve sevilmediğimi anladığım ilk günü; acının korkuları kuşattığı ölesiye savaştığı o ilk günü

Sonra diyeceğim:
Acı korkuları yenmişti
Ruhumun kederden gözleri kararmış, körlüğüne birkaç cenaze bile vermişti
Değişmişti çocukluğumun yazgısı
Sevmeyi bilmeyenlerin meyhanesinde çıraklık yapmıştı sadece…

Bir parça ormanda yürür, denize çıplak gireriz sonra
Sonra içeriz bak!
Karıştırmadan birkaç duble rakı veya şarap

Sen anlatırsın ha!
Öyle özledim ki bana bir şeyler anlatmanı…

Bana kurşunların ağırlığından bahseder, savaşın yaşanmış tüm acıları kustuğunu anlatırsın
Acı yaşandıkça korkusuz sanar ya insan kendini, işte o illüzyona nasıl küfrettiğini anlatırsın

Sonra bir Bukowski pervasızlığı sarar ruhunu, iki afilli cümle parlatırsın: "Çamur yer, şekeri sevmem. Nerede lan benim viskim!"
Der
Ardından bi şarkı patlatırsın

Dağ yeşerir…
Dağı kar tutmuş o şehirden dön bu nasıl sevda
Acılar kusmuş o şehirden dön bu nasıl kavga

Sonra seni ne kadar sevdiğime şaşırırsın belki
Belki şımarırsın
Belki şımardıkça azalırsın da belli olmaz benim sağım solum

Şımarır mısın?
Aşk şımartır mı seni?
Kimi şımartmamış ki!
Şımar zaten beni ipleme, her haline şiirim ben

Bilmezsin sihirim sen, sinirim el, yokluğuna zifirim ben
Bilmezsin bir yel savurur senin kokuna
İşte o rüzgara mihirim ben

Bilmezsin ya işte o bilmediklerinin içindeki çukurum ben
Ve bir yokluğu anlamış bu gönlüme mühürüm ben…

Beni boş ver hadi bir şarkı söyle…